Mehmet Çiftlikli

 Mehmet Çiftlikli Mehmet Çiftlikli - Türkiye Cumhuriyeti, Kahrammaraş Elbistan Kışla köyünde 16.11.1966-cı yılında dünyaya geldi.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinden emekli oldu.
Gençlik yıllarından şiir yazmaya başladı.
Bir iz Edebiyat Antolojisi, Gönüllerin Eri Antolojisi, Anasemder, Antolojisi, Anadolu Rüzğarı Antolojisi, KahraMaraş Şairler Antolojisi, Bir çok qazetelerde ve derğilerden şiirleri yayınlanmaktadır.
Evlidir, dört çoçuk babası, üç torun de de sidi, tüm okurlarına sayğıları var.



UZAĞIM

Sevdiklerim bir bir bende soğuyor,
Dikenler yol vermez güle uzağım.
Aldığım her nefes beni boğuyor,
Oksijen vereçek yele uzağım.

Uzatsam da boşa çıkıyor elim,
Varlığın muamma yokluğu ölüm,
Süküta aşıktır zavallı dilim,
Bülbül gibi öten dile uzağım.

Sabır eyliyorum yansada canım,
Damarımı kesseler akmaz kanım.
Labirente döndü inan dört yanım,
Düze çıkaraçak yola uzağım.

Gülmeyen kaderin elinde şaştım,
Huzura ermek için dağlar aştım.
Takatim kesildi yerlere düştüm,
Beni kaldıracak ele uzağım.

Dertler yığın olmuş kaldırmaz yürek,
Gülüm yeşermez ki toprağım çorak,
Mehmet im göründü artık son durak,
Beni taşıyaçak sala uzağım.


SIĞMADIM

Bir ömür yaşadım olmadı nazım,
Şu koca dünyaya bile sığmadım,
Akortu bozulmuş bu dertli sazım,
Mızraba vurdum da tele sığmadım.

Bir derman bulamadım şu derdime,
Baykuşun öttüğü viran yurduma,
Yürüdüm bir kere bakmam ardıma,
Çileli bildiğim yola sığmadım.

Bakma yüreğim dertle dolduğuna,
Huzur yerine çile bulduğuna,
Gönlümün de böyle genç kaldığına,
Tam yarım asırlık yıla sığmadım.

Dertler sürü olmuş bende peşine,
Ömürümü geçirdim çetin kışına,
Sahipsiz yazılsın mezar taşına,
Gönüllere sığdım sala sığmadım.

Bitmedi kinin yerde yere vurdun,
Öfkeni alamadın tuzak kurdun,
Üzerime gelme beni çok yordun,
Avuca sığmadım ele sığmadım.

Eskiye dair kalmadı bir anım,
Mehmet im sabır et yansa canım,
Arşa da ulaştı feryat fiğanım,
Yaprağa sığmadım dala sığmadım.


BİLESİN

Artık beni kendi halime bırak,
Canımı zülfü ne astım bilesin ,
Kalayım ela gözlere de ırak,
Vefasız sana da küstüm bilesin.

Her anıma ayrı kahır eyledin,
Olur olmaza kelâmlar söyledin,
Her daim konuştun başka neyledin,
Artık konuşmam da sustum bilesin.

Suç bendedir ya sana inandım ,
Feleğin de çemberinden sınandım,
Dokuz köy dışladı onda kınandım,
Hepisine de kin kustum bilesin.

Gençliğim bitti ömrüm de zarardan,
Gözüme uğramaz uykum firardan,
Üzerini çizdim dönmem karardan,
Seninle konuşmam pustum bilesin.

Peşinde koşmaktan bende yoruldum,
Kah bulanık aktım bazan duruldum,
Denize düştüm yılana sarıldım,
Bilmeden bağrıma bastım bilesin.


BUNDAN SONRA

Gönül otağına tahtını kurdun,
Kuru bir can kaldı al bundan sonra ,
Nasılsın deyip halimi mi sordun,
Artık yapa yalnız kal bundan sonra.

Demek ki yazında karlar yağarmış,
Sanma kalbe iki gönül sığarmış,
Gel gitler insanı nasıl boğarmış,
Alınan her nefes zul bundan sonra.

Kar boranın yazın ne işi vardı,
Gam keder hüzünler etrafı sardı,
Sığmadım dünyaya bana mı dardı,
İstediğin kadar kal bundan sonra.

Unutursun elbet canı, cananı,
Bende çaldın o kıymetli zamanı,
Gönül bahçesinin her bir yanını,
Ister isen artık yol bundan sonra.

Sensiz de bu günler geçip gidiyor,
Neden sevenler bedeller ödüyor,
Kuş tüyü yataklar sana batıyor,
Yataçağın artık çul bundan sonra.

Seni sevdiğime eyledin pişman ,
Kendi kendime de ben oldum düşman ,
Söz verdim seninle dağları aşmam,
Tek yürüyeçeğin yol bundan sonra.


KAÇ BANA DOĞRU

Tan yeri ağarıp , güneş doğmadan.
İlk önce ışığı, SAÇ bana doğru.
Zülfün teline de, rüzğar değmeden.
Kimseler görmeden, KAÇ bana doğru.

Haykır sevdamızı,durup bıkmadan,
Son kez de göreyim, bu can çıkmadan,
Gökyüzüne yüksel,inan korkmadan.
Süzüle süzüle , UÇ bana doğru.

Sensiz olmuyor ki, hayatın tadı.
Bu can kurban olsun, bırak inadı.
Hasretmi vuslatmı, ney idi adı.
Baharı bekleme, GÖÇ bana doğru.

Seni bekliyorum, gittiğin yerde.
Bekletme yolunu, düşürme derde.
Işıklar sönüp de, kapansa perde.
Gönül kapısını, AÇ bana doğru.


YILLARIN DEMİNDE

Ve bir gün güneş bataçak ufukta
Bir daha doğmamak üzere
Bir hançer olacak zaman
Beni anımsayaçaksın
Yüreğine kattığında
Bir rüzgar esecek ansızın
Ta'ki yıllar öncesinden
Hatırlayacaksın ey yar
Sen din sevilen o narin ellerine
Bende geriye ne kalmışsa
Belki yarım kalmış bir şiir
Tertemiz körpe
Dillenmemiş sevdalara yazılmış
Belki susuz kalmış
Kurumuş bir çiçek adı sen olan
Belki masa üstünde bir kalem
Mürekkebi gece renginde
Belkide içilmemiş bir bardak çaydır
Kalan yılların deminde.


GEL

Ömrümü de ayağına serdiğim,
Kara canım fazla üzülmeden gel,
Kışın ortasından hayal kurduğum,
Buzlar eriyip de çözülmeden gel.

Hep kışı yaşadım olmadı yazım,
Kimseye geçmedi benim de nazım,
Arşa ulaştı feryadım avazım,
Sesim gökyüzünden süzülmeden gel .

Yalnız sen anlarsın telaşımı,
Bir görebilsen akan göz yaşımı,
Nere vuram bu akılsız başımı,
Taşlar arasından ezilmeden gel

Olmadığın yerde dertleri gördüm,
Sen zannetme ki ben Sefamı sürdüm,
Aldım kalemi mi defteri dürdüm,
Veda mektubun da yazılmadan gel


BENİM

Ben yaklaştıkça sen uzağa kaçtın,
Dönüp de bir baksan HALİME benim,
Bana gelmemeye yeminmi içtin,
Enğeller çıkarma YOLUMA benim.

Gönül kapısını bir kez çalmadın,
Misafirim olup bende kalmadı,
Mektubu bırak selam da salmadın,
Kahrım zarf üstünde PULUMA benim.

Hayalimi darağaçına astın,
Beni öldürmek mi muradın kastın,
Ben bülbül olurken sen neden sustun,
Sitem sana değil DİLİME benim

Kara sevdama da biçilmez paha,
Kurumuş çölüne olurum vaha,
Aşk türküsünü söylemem bir daha,
Kahrım saza değil TELİME benim.


DERTLİ

Bir ortak aradım dertleşmek için,
Çıkıp yürüdüğüm YOL benden dertli
Aldım elime saçı yolmak için,
Tele dokundumda TEL benden dertli.

Çileler çekerek hep yedim baskın,
Mutluluk bana da küskünmü küskün,
Susmak bilmeyen o dil bile suskun,
Dile dokundumda DİL benden dertli.

Durup durup bir kendimi yokladım,
Mezara giden o sırrı sakladım,
Kardelene hasret gülü kokladım,
Güle dokundumda GÜL benden dertli.

Gülmek değil göz yaşını tanırdım.
Gözyaşı dökmekten hep utanırdım.
Birtek ben kendimi dertli sanırdım.
Ele dokundumda EL benden dertli.

Derdi yoldaş edip gamı kürüdüm,
Dertlerimle hem hâl olup yürüdüm,
Yalanım yok dert yolunda eridim,
Yola dokundumda YOL benden dertli.

Mehmet im der gayrı kalmadı sözüm,
Ne zaman güldü ki gülmeyen yüzüm,
Derde ayar olan şu dertli sazım,
Tele dokundumda TEL benden dertli.


SORMA

Gönül sarayın ışığımı sönük,
Öyle karamsar bir HALDEYİM sorma,
Uzakta bakarsan haraba dönük,
Baykuşun öttüğü BELDEYİM sorma.

Yürek yanıyor kor oldu kavruldum,
Koca bir çınardım birden devrildim,
Kuru gazel gibi yerden savruldum,
Bir karlı boranlı YELDEYİM sorma.

Dereye sığmayan çağlayan seldim,
Vuslatı beklerken özleme yeldim,
Yaşımı sorma ellibeşe geldim,
Unuttumda hanği YILDAYIM sorma

Açma yaramı inanki çok derin,
Çileler çektim olmadı haberin,
Kurudur tabi tuzun ve biberin,
Görmüyorsun nasıl HALDEYİM sorma.

Bir görsen saçlarım nasıl aklaştı,
O gençliğim gitti çok uzaklaştı,
Ecel limanına salım yaklaştı,
Dönüşü olmayan YOLDAYIM sorma.

Söyletmeyin beni de yaram çoktur,
Yorulma ÇİFTLİKLİ anlayan yoktur,
Merhem bulamazlar tabip ve doktur,
Halden anlamaz bir KULDAYIM sorma.

Mehmet Çiftlikli

ZiM.Az


.
© Müəllif hüquqları qorunur. Məlumatdan istifadə etdikdə istinad mütləqdir.
Rəy yazın: